07 Eylül 2010 
 
 
 
 

Raghu Rai
18 Aralık 1942 yılında bugün Pakistan sınırlarında olan Jhhang’da doğan Raghu Rai mühendislik eğitimi aldı. İki yıl süren devlet hizmetinin ardından 1964 yılında başladığı fotoğrafa ağırlık verdi.Hayatını sürdürebilmek ve çalışmalarını devam ettirebilmek yanında dünyayı kameranın gözünden keşfedebilmek amacıyla fotomuhabiri olmaya karar verdi. Yaklaşık on yıl boyunca gazetelerde çalıştı. Hindistan’daki gazetelerin yanında The Times’a da ülkesinin sosyal ve siyasi gelişmelerini aktardı. Yıllar geçtikçe çalışmaları önemli kitap ve dergilerde yer almaya başladı. 1970 yılında Bangladeş’teki savaş ve mültecileri ile ilgili fotoğrafları Avrupa ve Amerika’daki önemli galerilerde sergilendi.

 

'Fast-food neslinden, iyi fotoğraf çıkmaz'

Röportaj: Ülkü Özel Akagündüz

Fotoğraf: Kürşat Bayhan

Hindistan'ın usta fotoğrafçılarından Raghu Rai, 'Ülkem ve İnsanları' başlıklı sergisi için İstanbul'daydı.

'20. İFSAK Fotoğraf Günleri'nin davetiyle ülkemize gelen ve fotoğrafa meraklı gençlerle buluşan Rai ile fotoğrafın paylaşımı, fast-food nesli, telaş ve dinginlik, bakışı tazelemek ve Batı'nın oluşturduğu hayalî Doğu anlayışına 'dur' demek üzerine konuştuk. Ve elbette, gençlerin Hindistan'a düzenledikleri 'huzur' seferlerine bir açıklama getirmeyi ihmal etmedik.

Raghu Rai, köklü bir medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul'da bulunmayı ayrıcalık olarak değerlendiriyor. Bir Hintli, kendi ülkesinden başka bir yeri 'renkli' bulabilir mi? Rai, renkli değil belki; ama heyecan verici ve şaşırtıcı bir İstanbul ile karşılaşmış. Özellikle de Ayasofya ve Topkapı Sarayı... "Ayasofya'nın merdivenlerinin yüzlerce yıldır, milyonlarca insanın enerjisiyle aşınmış olduğunu hissettim. Bu, hayranlık uyandırıcı bir deneyimdi." Fotoğrafın paylaşımına gelince, Hintli fotoğrafçıya göre bu, kendi dünyasını başka dünyalarla paylaşmak demek. Paylaşım, duyarlılık ve dürüstlükle gerçekleştiği sürece 'yaratıcı enerji'yi katlayarak çoğaltır.

Raghu Rai, Hindistan dışında fotoğraf çekmiyor. Ona göre bir fotoğrafçı Hindistan gibi çok medeniyetli, renkli bir ülkede yaşıyorsa başka bir ülkede zaman kaybetmemeli. 'En iyi fotoğrafı, en iyi bildiğin yerde çekersin' prensibi de Rai'yi doğruluyor zaten. Peki, insan yaşadığı mekanı nereye kadar sürprizli ve heyecan verici bulabilir? Bir zaman sonra, alışkanlıktan ileri gelen bir 'körlük' oluşmaz mı? Rai, "Evet" diyor, "İnsanoğlu böyledir, her şeye çabucak alışır. Ancak fotoğrafçı, çevresinde olup bitene karşı uyanık olmalı. Sanatsal üretkenliği zor ve güzel kılan şey de budur. Ayrıca şehirlerin de bizimle beraber gelişip değiştiğini unutmayalım." 35 yıldan bu yana yaşadığı Yeni Delhi'yle ilgili üçüncü fotoğraf albümünü hazırlayan Rai'nin gayesi, kendi şehrinin tarihini fotoğraflarla yazmak. "Bütün dünyayı elde etmek isteyebilirsiniz. Ancak kendi ülkenizi yeterince bilmiyorsanız bunun ne anlamı var?" diyen Rai, 'fotoğrafı dışarıda arama' konusuna nokta koymak istese de, yeni bir soru yetişiyor: "Fotoğrafçı, bakışını tazeleme ihtiyacı hissetmez mi? Mesela İstanbul'u görmüş olmak, Hindistan'a farklı bir gözle bakmanızı sağlamaz mı?" Raghu Rai, seyahatin kişiyi zenginleştirdiğini düşünse de bildiğinden şaşmıyor: "Bir yerde sürekli yaşamak insanı körleştiriyor diyelim; ama gittiğiniz yer sizi almaya hazır mı bakalım? Mesela ben, Ayasofya'dan çok etkilendim; ancak onun iyi fotoğraflarını çekmek için turistik bakış açısını aşmam gerekir. Ayasofya'nın fotoğraflarından oluşmuş bir fotoğraf albümü hiçbir zaman Tac Mahal albümüm kadar güzel olmayacaktır."

Raghu Rai, Doğu'ya has bir bilgelikle, sabırlı olmanın erdemlerinden ve adanmışlıktan söz edince, 'zamane gençleri'nin telaşını hatırlatıyoruz. O, kendi deyişiyle 'fast-food' neslinin, gerçekten zaman ayırmadıkça ve yoğunlaşmadıkça Allah'tan yardım göremeyeceğine inanıyor. Teknoloji, hızlı ve zahmetsiz fotoğraf üretimine imkan tanısa da fotoğraftaki derinliğin geniş açılı objektifle yakalanamayacağını hatırlatan usta fotoğrafçının gençlere bir iki tavsiyesi var: "Herhangi bir güç tarafından sağa sola çekiştiriliyorsanız sizde iş yok demektir. Ne aradığınızı tam olarak bilemeseniz de arama halinden vazgeçmeyin." Rai, huzuru bulmak için Hindistan yollarına düşen gençlere, 'Oturun oturduğunuz yerde.' demese de 'Huzur, içinizde yoksa gittiğiniz yerde de yoktur.' gibi dostça bir nasihatle yaklaşıyor. Raghu Rai, Batı'nın en köklü fotoğraf ajansında çalışan bir Hintli olarak, kendisinden beklenen 'Doğu fotoğrafları'na 'dur bir dakika' diyebildi mi peki? "Kesinlikle" diyor Rai, "Ben, kendi ritmimde yaşarım. Batı'daki hiçbir fotoğrafçıyla yarış içinde olmadım. Ve onlara hiçbir zaman cep telefonuyla konuşan sarıklı ve uzun sakallı bir rahip fotoğrafı göndermedim. Magnum, Hindistan'da onlar için çalışan deli bir fotoğrafçıları olduğunu biliyor."

SLAYT E-KART